MUSUL VALİSİNE HAHAMBAŞININ GETİRDİĞİ HEDİYE


Sultan II.Abdülhamit Döneminde Musul’da valilik yapan Ebubekir Hazım Tepeyran, yaşadığı bir olayı Hatıralarında şöyle anlatıyor: Musul'da bulunduğum esnada İstanbul'daki Hahambaşı Hayim Naum Efendi'den aldığım bir mektupta, “Musul hahambaşı vekilinin bunak ve kör olduğu haber veriliyor” denilerek ‘hakikati bildirmem’ gizlice rica edilmişti.

Derhal yazdığım cevapta hayli ihtiyar olan hahambaşı vekilinin gözleri zayıfsa da kör ve bunak olmadığını bildirdim. Naum Efendi’nin mektubunu ve yazılan cevabı kimseye göstermediğim gibi böyle bir yazışma olduğunu da söylememiştim.

Ertesi gün cuma idi. Bazı ziyaretçilerle beraber beni uzun fasılalarla ziyaret eden hahambaşı vekili de geldi. Hakkındaki şahitliğimin doğruluk derecesini anlamak için sözlerini dikkatle dinledim. Bir bunaklık eseri hissedemedik. Fakat gözlerindeki zaaf pek belli idi.

Öbür misafirlerin gitmesinden sonra hahambaşı vekili cebinden buruşuk bir kâğıt çıkararak ayağa kalktı ve “Efendime bir hediye getirdim.” dedi.

Kimseden, hususuyla hahambaşı vekilinden hediye beklemediğim için şaştım. Buruşuk kâğıdı gözlerine pek ziyade yaklaştırarak ve yavaş yavaş açıp içinde bir şey arayarak yanıma geldi: “Hediyem çok küçük şeylerdir. İki buğday tanesi,” dedi. Ve yazı masasının yeşil çuhası üstüne koydu.

Bu iki tane buğday, "Bunak değildir” dediğim bir adamın deliliğine iki şahit gibi göründüğünden Naum Efendi'ye cevap yazmakta aceleme pişman olarak: “Pek âlâ, teşekkür ederim; fakat bunları ne yapacağım?” dedim.

Uçları ön tarafa ziyadece bükülmüş olan uzun ve ak sakalını avuçlayarak:"Bu buğdaylara tam doksan kelimeli bir Tevrat ayeti yazılmıştır! "cevabını verdiğinden yalnız gözle değil, gözlükle de bu buğdaylar üstündeki yazıları seçemediğimden pertavsızla baktım.

Hakikaten oldukça düzgün bir yazı bulunduğunu görerek sordum:

-           "Bunları kim yazdı?”

-           "Duacınız yazdım.”

-           "Ne zaman?”

-           "Dün.”   "Gözlükle de layıkıyla göremediğim bu yazıları siz nasıl yazdınız?"

-           "Evvelleri gözlüksüz yazardım; şimdi kuvvetli bir gözlükle yazabiliyorum.”

Pirinç üzerine yirmi beş kelimeden ibaret "Fatiha” yazıldığı öteden beri işitilmekte ise de ben görmedim. Gözlerinin zayıflığına şahitlik ettiğim bir günde, en az yetmiş beş yaşlarındaki hahambaşı vekilinin buğday taneleri üstüne doksan kelimeli bir Tevrat ayeti yazmakta bulunmuş olması tuhaf bir tesadüftür. (Tepeyran,1998:397-398)

Tepeyran Ebubekir Hazim,(1998),Hatıralar, İstanbul:Pera Yay,

 

Güncel Haberler