Uşak’ın kanaat önderlerinden Cemalettin Kunat’ın çocukluğunda yaşadığı olay,tek parti döneminde yaşanan binlerce benzeri olaydan biridir.
Prof.Dr. Mustafa Tatçı, Cemalettin Kunat’tan nakille bu olayı şöyle anlatıyor: Sene 1939'dur. Cemalettin Kunat altı yaşındadır.Babası Ahmet Çavuş, Cemalettin Efendi'nin elinden tutup “Kur'an öğrensin” diye hocaya götürür. Tenhada üç beş arkadaş Kur'an talim ederken kurs bir gün askerler tarafından basılır.Hoca ve çocuklar karakola götürülür, karanlık bir odaya atılırlar.Kimsenin haberi yoktur.
İçlerinde en küçükleri Cemalettin efendidir. Askerlerden çok korkmuş olacak ki diline bir anda lüknet (Telaffuzda tutukluk) gelir.Ahmet Çavuş, “Cemalettin Kur'an taliminden gelmedi.Başına bir şey mi geldi acaba?” diye karakola gider ve durumu öğrenir.Askerlerin karşılarında bu devlet ve millet için ömrünün en güzel yıllarını Çanakkale cephelerinde geçirmiş bir Ahmet Çavuş vardır.
Uşak o zamanlar bir avuç yerdir.Herkes birbirini tanır.Hassaten Ahmet Çavuş denildi mi akan sular durur. Ahmet Çavuş gür sesiyle karakol komutanına hitaben “Komutan! komutan! Biz Allah için, İslam için, Kur'an için, devlet için, millet için, Türklük için yıllarca Çanakkale'de çarpıştık. Biz siz böyle yapasınız diye mi savaştık? Çocuğumuz Kur'an talimine gitti diye zindana atmak da neymiş?” diye gürler.
Bu olaydan sonra Cemalettin efendi bir süre konuşamadığını, lüknet çektiğini söylerdi. Asansöre de binmez de bunun sebebini zindandaki korkuya bağlardı (Tatçı,2024:86).