TÜRKİYE, AFGANİSTAN’IN KALKINMA SÜRECİNİN KİLİT ÜLKESİ OLMALIDIR*


                                                         İsmail Mansur Özdemir *

Afganistan Dışişleri Bakan Vekili Mevlana Emirhan Muttaki başkanlığındaki Afganistan heyeti ülkemizi Katar dönüşü ziyaret etmiştir. Katar, ABD ve Taliban görüşmelerine ev sahipliğinden itibaren bu sürecin içindedir. Neredeyse İslam dünyasının pek çok kriz bölgesinde çatışma çözücü bir misyonla vaziyet almaktadır.

ABD ve Taliban görüşmelerinin Türkiye’de yapılmasına sıcak bakmayan taraflar, Doha’da yapılmasını uygun görmüşlerdir. ABD, Afganistan konusunda Türkiye’nin etkin bir aktör olarak vaziyet almasına mesafeli durmaktadır ki şu ana kadar ki gelişmeler bu durumu güçlü şekilde ortaya koymaktadır.

Diplomatik Etkileşim ve İşbirliği

Ülkemiz dış misyonları yanında, hükümetin Taliban’la görüşme sürecini sürdürme ilanı ile karşı propaganda püskürtülmüş ve karşılıklı görüşmelerle birlikte pek çok konu masaya taşınacak şekilde olgunlaştırılmıştır. Afganistan Dış İşleri Bakan Vekili Muttaki başkanlığındaki heyetin ülkemize ziyareti çok anlamlıdır, zira bu durum kısa süreçte oluşturulan küresel oyunların bozulduğu anlamına gelir. Tarihi bağımız olan Afganistan ile temasımızın sürdürülmesi ve dayanışmamızın Sadabat Paktı’nın da bir gereği olarak devam etmesi çok önemlidir.

Bu çerçevede yapılan ziyaret teknik nitelikte pek çok işbirliği başlığının konuşulması yanında Türkiye tarafının pek çok başlıkta topladığı işbirliği teklif paketini sunmasına da imkân vermiştir. Afganistan tarafı da Türkiye ile işbirliği yapma arzusunu ifade etmiş ve özellikle kış öncesinde savaş, kriz ve ABD yanlısı hükümetin Afgan halkının sırtına yüklediği ağır maliyetten kaynaklı ekonomik sorunların ciddi bir insani krize sebep olacağı ifade edilmiştir.

Orta uzun vadede Afganistan; kalkınma ve inşa temelli desteklere muhtaçtır. Üretme ve kendisine yetme becerisine sahip olmasını teminen yapılacak yardımlar öncelikli olsa da bugün ağır savaş yükü yanında; istikrarsızlık ve yoksulluk ülkede çok ciddi bir insani krize sebep olmaktadır. İklim şartlarının ağırlaşması ile Afganistan tarihinin en büyük açlık krizi kapıdadır.

Afganistan halkı, kışın kendisini hissettirdiği şu günlerde ağır hava şartlarına büyük bir yokluk içinde adeta sürüklenmektedir. 33 milyon nüfusun 20 milyonu acil insani yardıma muhtaç durumdadır. Yirmi milyonluk muhtaç sayısının 14 milyonu kadın ve çocuktur. Yüzde 50’ye yaklaşan yoksulluk oranı temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bir kitleyi ifade etmektedir. Devlet ve hükümet gücü olmayan ülkede bir sosyal politik sistemin ve sosyal yardım mekanizmasının olmadığı da bir gerçektir.

Önce İnsani Yardım

Bu haliyle bu devasa yoksul nüfus, kısa planda acil insani yardıma muhtaçtır. Savaşın yarattığı yan travmalarla birlikte düşünüldüğünde durum tehdit edici bir mahiyettedir. Bugün Taliban’ın mahiyetini tartışmanın ötesine geçerek Afganistan halkına ivedilikle bir yardım programı başlatılmalıdır. Bu süreç öncelikle Müslüman halkların ve devletlerin boynuna borçtur. Ağır kış şartları öncesinde yapılacak yardımlarla Afganistan halkı korunmalıdır.

İç çatışmalardan kaynaklı krizin etkisi ve ilkel tarım kültürü nedeniyle tarımsal faaliyetler gerçekleşememiş ve ülkede büyük çaplı bir tohum krizi yaşanmaktadır. Küresel iklim ve tarım krizinin de etkisi ile ortaya çıkan bu durum Afganistan’da ağır bir sonun habercisidir.

Afgan heyeti ile yapılan görüşmelerde bu manzara göz önüne alınarak Afganistan’a yönelik yardım başlıkları konuşulmuştur.

Türk Kızılay’ı Genel Müdürü ile yapılan görüşmede Afganistan’a yapılacak olan yardım meselesi masaya yatırılmıştır. Bölgeye yapılacak yardımların artarak devam edeceği ifade edilmiştir. Ülkemizin uluslararası yardım programlarında devlet kurumları ve yarı kamu gövdeli yardım kuruluşları oldukça etkili olmakla birlikte Sivil Toplum Kuruluşları da önemli bir yer tutmaktadır. Afganistan Dış İşleri Bakanı tarafından da talep edilen yardım konusu oldukça önemli olup bu açık çağrıya mutlaka cevap verilmelidir.

Türkiye’nin Afganistan’daki Rolü

İnsani yardım konusu şüphesiz ülkemizin Afganistan’da kayıtsız kalmayacağı bir başlık olmakla birlikte öncelikli başka işbirliği alanları da bulunmaktadır. Tüm dünya Afganistan’daki hassas süreci dikkatle takip etmektedir. Terör ve saldırmazlık hali Birleşmiş Milletler (BM) dahil pek çok ülkenin Afganistan’da kurulan hükümeti tanıma sürecindeki temel ilkesidir. Çin ve Rusya başta olmak üzere Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Pakistan ve İran oldukça aktif bir görünümdedir. Karşılıklı görüşmelerin olduğu bu ülkeler Taliban’ın Kabil’e girdiği süreçte de büyükelçiliklerini açık tutmuşlar ve sürecin içinde bir görüntü vermişlerdir.

Ülkemizin bölgede insani yardımlar yanında; çatışma çözücü, müzakereci, ara bulucu ve güvenliği sağlayıcı; kalkınma programlarını ve devlet kapasitesinin inşasını temine yönelik katkı sağlayıcı rollerle bulunması önemlidir. Karşılıklı anlaşmalarımız, destekleyici alt mevzuat ve ilişkilerimiz Afganistan’da bulunmamızın en temel gerekçe ve meşruiyetini inşa eder. Yakın zamanda NATO görev gücü olarak aldığımız inisiyatiflerin, karşılıklı ikili anlaşmalardan hareketle ülkeler arası bir bağlamda gerçekleşmesi daha da değerli olacaktır.

Diplomatik kanalların açık olması, kamu diplomasisi, propaganda ve etkileşim unsurlarımızın ve kuruluşlarımızın etkili bir saha çalışması yapması da çok önemlidir. Ülkemiz abartılı ve diplomatik varlığımızı boşa düşüren yaklaşım ve dış kaynaklı propaganda süreçlerine ilgisiz kalmalı ve Afganistan’ın BM tarafından da kabul edilecek yeni durumuna karşı hazır olunmalıdır. Tarihi ilişkilerimiz, dini bağımız ve milli ortaklıklar öne çıkarılarak; yapılan etki operasyonları ve propaganda süreçleri püskürtülmelidir.

Kamu Diplomasisi Kanalları Açık Tutulmalı

Bu hassas diplomasi süreci çok boyutlu olarak pek çok aktör ve kuruluşlarımız eliyle sürdürülmelidir. Özellikle kamu diplomasisi kurumlarımızın faaliyetlerini genişleterek devam etmesi, sağlık ve eğitim alanındaki çalışmaların yayılarak devam etmesi, kamu diplomasisinin kanallarının açık tutulması gereklidir.

Ülkemizin yumuşak güç unsurları, özellikle soydaş ve akraba coğrafyalarda diplomatik süreçlerin tamamlayıcısı hassas bir role sahiptir. Bilhassa kalkınma yardımları konusunda oldukça ciddi bir hacme sahip olan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) varlığı ve bölgesel çalışmaları çok değerlidir. Kalkınma yardımı temelinde olan TİKA yardımlarının, Afganistan halkının üretim kabiliyetlerini artırmaya yönelik olması çok önemlidir.

Bunun yanında Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından yürütülen “Türkiye Bursları” kapsamında Afganistan’da çok önemli çalışmalar yapılmış ve yüzlerce öğrenci mezun olmuştur. Afganistan’ın yeniden ayağa kalkma sürecinde Türkiye mezunları çok büyük bir fırsat olarak görülmeli ve her fırsatta Afganistan hükümetine hatırlatılmalıdır.

Bunun yanında devlet kadrolarının hizmet içi gelişim programları ve kapasitenin artırımında da katkı sunulması anlamlı olacaktır.

Maarif Vakfı Afganistan’da eğitim konusunda çok önemli çalışmalar yapmaktadır. Geleneksel ve modern eğitim modelleri etrafında tartışmaların sürdüğü bir dönemde Türk Eğitim Modeli Afganistan’da eğitim konusundaki tartışmaları ortadan kaldırabilecektir. Özellikle İmam Hatip Liseleri ve Teknik Liseler müfredat ve eğitim içeriği Afganistan için oldukça uygun modellerdir. Dini eğitim yanında, pozitif bilimlerin birlikte verildiği İmam Hatip eğitim içeriği Afganistan makamlarına sunularak, ülke genelinde eğitimin yeniden yapılandırılması süreci Maarif Vakfı tarafından koordine edilmelidir.

Tecrübemizi Afgan Halkıyla Paylaşalım

Bunun yanında halkının kalkınması amacıyla ticari ve üretim alanlarının harekete geçirilmesi, halkın tarım sektörü başta olmak üzere üretim becerisi ve teknolojisine sahip olması konusunda ülkemizin verebileceği çok önemli destekler vardır. Tarım ve hayvancılık toplumu olan Afganistan halkına ülkemiz Tarım Bakanlığı eli ile danışmanlık ve üretim modelleri konusunda destek sunulmalıdır. Türkiye’nin maden ve enerji alanlarındaki tecrübe ve birikimine Afganistan halkının çok ihtiyacı vardır. Madenlerin Afganistan-Türkiye ortaklığında işletilerek Afganistan için milli bir sermaye haline getirilmesi ancak böyle mümkün olabilir.

Afganlar Türkiye'yi Dost Olarak Görüyor

Yapılan karşılıklı görüşmelerde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından tüm başlıklarda kapsamlı bir işbirliği dosyasının takdim edilmiş olması da çok anlamlıdır. Bölgedeki hassas politik iklim sebebiyle pek çok ülke Taliban ile ilişki halindedir ve işbirliği yapmak için gayret ortaya koymaktadır. Özellikle Rusya, Çin, Pakistan, Katar, BAE ve İran atak bir görünüm içinde hareket etmektedir. Kaybettiğimiz zamanı telafi ederek, hızla önerdiğimiz konuları takip etmeli ve karşılıklı anlaşmaları hitama erdirmeliyiz. Bu süreçte Afganistan ve Türkiye etkileşimini örselemeye yönelik özellikle küresel düzlemde bazı etki operasyonları olabileceği gibi, ülkemize yönelik de Taliban karşıtı propaganda sürdürülebilecektir. Taliban ile baştan beri irtibat içinde olan Rusya’nın kendi ülkesindeki medya dilinde tercih etmediği halde Sputnik’in Türkçe sayfasında Taliban’ı terörist olarak yaftalaması bu konudaki tutum ve yöntemleri anlamak açısından manidardır.

Afganistan heyetinin, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın başkanlığındaki bir heyet ile bir araya gelmiş olması da oldukça değerlidir. Zira Taliban’ın uluslararası kamuoyunda en çok tartışma konusu yapılan boyutu dini perspektifi ve uygulamalarıdır. İmkanlar dahilinde İslam ulemasının bir araya gelerek belli dönemlerde istişari buluşmalar yapması oldukça önemlidir. Taliban, ağırlıklı olarak dini kimliği üzerinde tartışma konusu yapılmaktadır dolayısıyla bazı konuların dini boyutunu ve dinin küresel imajını ilim adamları düzeyinde tartışmak anlamlı olacaktır.

Bu konuda ülkemiz uleması başta olmak üzere Ehli Sünnet uleması tarafından Taliban’ın ülke içi uygulamalarında pek çok konuda istişare ve işbirliği yapılabilecektir. Bu etkileşim ve istişareler İslam dünyasından başlayarak olumlu bir zemin ve algıya hizmet edecektir. Tartışmasız İslam mükemmeldir, buradaki gayret uygulamaların uluslararası çevre tarafından doğru anlaşılmasının teminine yöneliktir.

Sonuç olarak; Afganistan yeni bir sürecin başındadır. ABD’nin bölgeden çekilmesi ile kurulan Taliban hükümeti’nin, BM dahil pek çok ülke tarafından tanınmasına yönelik hazırlıklar vardır. ABD dahil birçok ülke Taliban ile menfaat temelli görüşme süreçlerini sürdürmektedir.

Ülkemizin de tarihi rolüne uygun biçimde Afganistan’ın kalkınma ve gelişmesinde rol alması, iki ülke içinde maddi ve manevi kazanımlara vesile olacaktır.

* Yenişafak Gazetesi / 22.10.2021

* Sosyolog/ Uluslararası Sosyal ve Siyasal Araştırmalar Platformu Başkanı

 

Güncel Haberler