Film senaryosu yazan kişilerin takıntı düzeyinde senaryolarına “bir sevgili katma, aşk katma” merakları var.
Birkaç yıl kadar önce Güney Afrika'nın efsane lideri Mandela ile ilgili bir film izlemiştik. Bu kadar tarihe mal olmuş bir kişiyi bir kadınınla aşk peşinde koşan, sufli işler peşinde koşan bir kişi haline getirmişlerdi.
Hollywood'daki bu takıntı Türk sinemasına da bulaşmış durumda. Şimdilerde bu iş Türk filmlerinde de oluyor.
Menderes ile ilgili filmi Menderes'i bir kadın peşinde koşan adam halinde sunmuşlardı.
Aliya İzzetbegoviç ile ilgili bir film de böyleydi. Burada da aynı tema işleniyor, O da bir kadın ile film boyunca mektuplaşmalar yapıyordu.
Fatih Sultan Mehmet dizisinde de dervişliğiyle tanınan şehzade İkinci Beyazıt'ı Trabzon Rum Kralı’nın kızına aşık bir şekilde göstermişlerdi.
Senaristlerin, bu saplatı düzeyindeki takıntısı, bütün tarihi kahramanları bir anlamda aşk peşinde koşan kişiler haline getiriyor.
Tarihi şahsiyetler, senaristlerin takıntılarından kurtarılmalı…