Son 200 yılda yazılan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun sosyolojik durumuyla ilgili ipuçları veren Hatıralar, Osmanlı toplumunun nasıl bir değişim ve dönüşüme uğradığını çok çarpıcı bir şekilde gösteriyor.
Bu derleme çalışmamızda esasen dindar bir toplum olan Osmanlı'nın çeşitli la-dini alışkanlıklarla nasıl yaygın bir şekilde hemhal olduklarını gösteren manidar satırlar yer alıyor.
Yazar ve Şair Yahya Kemal Beyatlı, çocukluk günlerindeki Üsküp’ün sosyolojik tablosundan şöyle bahsediyor:Annem, birçok Türk Anneleri gibi kocasının akşamcılığından manen ve maddeden muzdaripti. Kocasının bu haline mütevekkilen onun akşamları içeceği kadar içkiyi karşısında içmesini ve öyle yemek yemesini isterdi.12 yaşıma kadar babamın zaman zaman aile hayatına girdiğini, her akşam içkisini bizim yanımızda içtiğini hatırlıyorum.Babam Selanik adliye müfettişliğinde bir memuriyet almıştı. Gündüz memuriyetine devam ediyor, geceleri de içki ve eğlence alemlerine dalıyordu. (Beyatlı,1976:4-9).
(……) Kırçı gecesi, davullar zurnalar çalmaya başlar, her taraftan gayda sesleri kopar. Yollar, yortu esvapları giymiş köylülerle dolardı. Çiftçiler bardak kadar büyük ve kalın kadehlerden susuz ve mezesiz rakı içerlerdi. El ele horalar başlardı.Horaları ortada dolaşan 2-3 gayda çalan sevk ederdi. Bu rakslar bir taraftan coşmuş davul ve zurnaların diğer taraftan gaydaların sevkiyle yüz köylü, bazen el ele, bazen kol kola horaya başlardı. En başta güzelliği ile maruf olan bir kadın elinde sırmalı bir çevre sallayarak oyunu sevk ederdi. Horalar fasılasız olurdu. Köylüler oynamaktan yorulmazlardı.
Bardak kadar büyük kaderlerden içe içe nihayet keyiflenen ihtiyarları da kaldırırlar sıraya koyarlardı.Şevk arttıkça artardı.Bir kenarda rakısını içen köy papazını da oyuna kaldırmak isterlerdi. Ancak kahyanın müdahalesi ile rahat bırakırlardı. Ateşleri muttasıl idare edilen meşaleler ortasında Rakofça horadan, naradan, rakıdan sabaha kadar bir şevk tufanı kesilirdi. Geç vakte doğru hava fişekleri atılırdı. Fişekler samanlıklara düşüp yangın çıkardıkları için hem az hem de itinayla atılırdı. Lakin fişek atılmak öteden beri adet olduğu için büsbütün de vazgeçilmezdi. Kırçı, şafak sökerken biterdi. (Beyatlı,1976:30-32).
(…….) Gerek baba gerek de ana tarafından sofuluk geleneğine varis olmadım. İki taraf da kavi müslümandı. Lakin Müslümanlığın ramazanından, bayramlarından ve kandillerinden başka şartlarıyla pek meşgul değildiler.Babam ve Onun babasıyla anası, amcam,halam namaz kılmazlardı. Annemin anasını namaz kılarken görmedim.Onun kızları yani teyzelerimi de sofuluğa mütemayil görmedim. (Beyatlı,1976:33).
Aynı yıllarda savaşlara katılan özellikle I. Dünya Savaşı'na iştirak eden Osmanlı subaylarının hatıralarında da içkili bir hayat ve mahremi olmayan kadınlarla birlikte olma alışkanlığı çok yaygın bir şekilde olduğu görülüyor.
Galiçya Cephesinde savaşa katılan Mehmet Şevki Yazman, Hatıralarında bu alışkanlıların ipuçlarını şöyle veriyor:Mehmetçiklerin ilk yabancı şehirde edindikleri ilk intiba bunlardı.Kadını yalnız kafes arkasında veya harman yerinde görmeye alışmış olan Mehmetçik kadınlarla beraber gezen zabitlerini görmezden geliyor, sanki yaptığı bu büyük ayıbı yüzüne vurmamak için onun geldiği tarafa bile bakmıyordu (Yazman,2008:26).
Seferin ilk günlerinde subaylardan tarafa bakmayan askerlerin, ilerleyen günlerde akşam alemleri yapmaya başladıkları görülür.
(….) Horadisko da diğer Galiçya köyleri gibi ormanlık kenarında ve hep sivri çatılı sap örtülü minicik beyaz evlerden oluşan şirin bir köydür. Zabitan evlerde oturmayı tercih etti, neferler de kısmen barakalarda oturmakla beraber köylülerle olan ahbaplık azalmadı.İyi kalpli mehmetçikler ile iyi kalpli Polaklar çok çabuk anlaşmışlardı ve ahbaplıklar da o oranda samimiydi. Gizliden gizliye yaptığım tahkikattan 5-6 askerin bir olup geceleri alem yaptıklarını öğrendim (Yazman,2008:163-164).
1.Dünya Savaşında Doğu Cephesi ve Filistin’de subay olarak bulunan Lütfi Bükülmez’in günlükleri dönem subayların sosyolojik yapılarını göstermek bakımından yeterine ipuçları içermektedir.Halep’de bir süre mola veren ordu subayları günlerini her çeşit eğlenceye dalarak geçirmeyi tercih ederler:
22.11.1916 Çarşamba: Halep bize iyi bir hatıra bırakmakla beraber biz de Halep'e bilhassa ….. ve muhitimize pek unutulmaz bir takım hatıralar bıraktık. Şimdiye kadar, mezkur mahallin evleri 15 subay değil, 15………. bir arada zevk ederken görmemiştir.
Biz birçok defalar 15-20 kadar arkadaş bir araya gelip, hiçbir sızıltıya meydan vermeksizin, gece yarılarına kadar “çalgı, içki, oyun, Vur patlasın çal oynasın, gelsin,gitsin” eğlendik.
Bir de kendimi yazayım. Herkes kendini vermiş “Doldur be” falan derken ben her zamanki gibi daha o hale gelmekten pek uzaktım. Bir akar olsun diye bardağa usulca suyu doldurup ayağa kalkarak “cümlenin şerefine, bu böyle içilir” diye çekip herkesin hayretlerini ve telaşını mucip olmam.. Sonra Sofya ile dansımız….
Bu, bir sahradaki olan bazı ufak tefek şeyler.Bu eğlenceler her meclisimizde olurdu. Esasen onları layıkı veçhile yazmaya kabiliyetim müsait değil (Bükülmez,2025:108-109).
İçkili ve hatta domuz etli yemekli hayat da Osmanlı Subaylarının bir yaşam tarzı haline gelmiştir.Galiçya Cephesinde durum şu merkezde….
(…..) Ziyafet gecesi İstihkam generalinin talimgaha gelmesi ilk bira ziyafeti için vesile teşkil etti. İlk bira ziyafeti deyip de diğer zamanlarda biraz durduğumuzu zannetmeyin. İçki namına 24 saat zarfında yalnız bira içiyorduk. Su denilen nesne Almanların yanında nehirden akmak ve bir de yemek pişirmek için kullanılır. Yoksa o içkiden sayılmaz. Buradaki bira ziyafetinden maksat o gece haddinden fazla içtiğimizi anlatmaktır.
Akşam yemeğine geldiğimiz vakit gazino'nun vaziyetinde büyük bir değişiklik gördük. Masalar birleştirilmiş, o günkü ziyafetin program daktiloyla yazılarak herkesin önüne konulmuş, gazinonun çalışkan müdürü bu eğlencenin yolunda olması için her şeyi hazırlamış ve hatta domuz eti bile bulmuş. Şampanyalar buzlu kovalara yerleştirilmiş bekliyor.
Bu akşam okunan harp tebliğinde 19. Türk fırkasının başarıları anlatılıyordu.Çekilani Tepesindeki Rus siperlerine hücumla bazı kısımlarını işgal etmişler ve bir hayli Rus’u da esir almışlardı. Tebliğin bu kısmı sürekli alkış aldı.Şerefini kadehler içildi ve bir iltifat olmak üzere talimgah kumandanı beni yanına çağırarak orada oturttu (Yazman,2008:139).
(…..) Bu akşam gelişimizin şerefine şöyle bir alem yapalım diye kalkıyoruz masaları hazırlıyoruz. Şarap getirtiyoruz, yemek pişiriyoruz.Anavatana dönüşümüzün şerefine nefis bir alem yapıyoruz (Yazman,2008:269).
(…..) Akşam yemeğinden sonra zabitan gazinosunda oturuyoruz. Herkes çakır keyif ve neşeli konuşuyor. (Yazman,2008:292).
Sarıkamış Cephesindeki durumdan Binbaşı Ziya Yergök şöyle bahsediyor:İçki alışkanlığı bazı subaylarda ileri boyuta vardığından görev sırasında da içer hale gelmişlerdi.Harekat bölüğümüzdeki İsmail Bey'in sarhoş olduğu için devriyeye çıkmadığını ve çıkacak halde olmadığını da anlattılar (Yergök-Önal,2006:161).
Filistin Cephesinde de durum çok farklı değildir: 500'den fazla topun, tam 3 saat müddetle devam ettiği, trampet ateşi, şampanyadan aldığım zevki pek kısa kesti. Osmanlı İmparatorluğu'nu değil yalnız Filistin'den hatta Suriye'den bile çıkaracak olan büyük ve son taarruz başlamıştı (Bükülmez,2025:136).
Kaynaklar
Beyatlı Yahya Kemal,(1976) Hatıralarım,İstanbul:Fetih Cemiyeti Yayınları
Bükülmez Lütfi,(2025), Doğu Cephesi Günlüğü ve Filistin Hatıraları, İstanbul:Yeditepe Yayınları
Yergök Ziya,(2006),Sarıkamış’tan Esarete Hatıralarım, İstanbul: Remzi Kitapevi
Yazman Mehmet Şevki, (2008) Galiçya Hatıraları, İstanbul:İş Bankası Yayınları